Gebelikte en sık görülen kan hastalığı

HAMİLELİKTE (GEBELİKTE) KAN HASTALIKLARI
Gebelikte sık görülen kan hastalıkları nelerdir?
Anemi (kansızlık)
-Demir eksikliği anemisi
-Folik asit eksikliği
-İlaca bağlı hemolitik anemi
-Akut kan kaybına bağlı anemi
-Kronik hastalıklara bağlı anemi

Hemoglobinopatiler
-Orak hücre hemoglobinopatisi
-Aplastik-hipoplastik anemi
-Talasemiler
-Polisitemi

Trombositopeniler
-Gebelikte ortaya çıkan trombositopeniler
-Kalıtsal trombositopeniler
-İmmun trombositopenik purpura
-Trombositoz
-Trombositopenik mikroanjiopatiler
– Pıhtılaşma bozuklukları

Trombofililer (Pıhtılaşma bozuklukları): Bu konu hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Gebelikte en sık görülen kan hastalığı hangisidir?
Demir eksikliği anemisi gebelikte en sık görülen kan hastalığıdır. Gebe kadınların yaklaşık %95’inde görülür. Tüm ülkelerde üreme çağındaki demir alımının yetersiz olmasına bağlı çok yaygındır.

Demir eksikliği anemisinin belirtileri nelerdir?
Yorgunluk, güçsüzlük, bitkinlik, yememe, egzersiz intoleransı, mental depresyon, solukluk, çarpıntı, nefes darlığı.

Tedavi?
Demir desteği önerilir.

Demir eksikliği anemisini önlemek için ne yapılabilir?
Gebelikte demir ihtiyacı günlük diyet ile sağlanamaz, bu nedenle tüm gebelere demir tedavisi en azından 20. gebelik haftasından itibaren verilmelidir.

Folik asit eksikliği nedir?
Folik asit merkezi sinir sistemi gelişim açısından önemli bir vitamindir. Eksikliğinde bir tür anemi de ortaya çıkar. 30 yaşında büyük gebelerde, yetersiz diyetle beslenenlerde, çoğul gebeliklerde, gebeliğe bağlı yüksek tansiyonu olanlarda, epilepsi tedavisi alanlarda daha sık görülür.

Belirtileri nelerdir?
Kansızlık, bitkinlik, iştahsızlık, mental depresyon, diş eti hastalıkları, bulantı, ishal, kanama, enfeksiyonlara yatkınlık

Tedavi
Folik asit desteği yapılmalı. Gebelikten önce ve erken gebelik dönemlerinde folik asit kullanımı bebeğin merkezi sinir sistemi gelişim bozukluklarını önler.

İlaca bağlı hemolitik anemi kırmızı kan hücrelerinde bulunan bir enzimin eksikliğinde ortaya çıkar. Bu anemi çoğunlukla viral, bakteriye enfeksiyonlar, diabetik asidoz, bakla yenmesi, bazı oksidan ilaçlara maruz kalınması durumunda gelişir. Tedavide atağı başlatan ilaç veya toksik maddelerin kesilmesi önemlidir. Enfeksiyon varsa acilen tedavi edilmelidir.

Orak hücreli anemi kalıtımsal bir kan hastalığıdır. Bu hastalıkta kırmızı kan hücrelerinin oksijen taşıma kapasitesi ve yaşam süresi azalmıştır. Tüm organlar etkilenebilir. Özellikle dalak, kemik iliği, plasenta gibi organlar sık etkilenir. Ağrı, ödem kanlanması bozulmuş dokuda yaygındır. Orak hücreli anemili gebelerde kansızlık artar. Folik asit kullanımı artar, ağrılı krizler, idrar yolu enfeksiyonu, pıhtılaşma, iç organ ve kemik ağrıları artar.

Tromboemboli (damarlara pıhtı atması) gebelikte sık görülen bir durumdur. Doğum öncesi veya sonrasında oluşabilir. Derin bacak toplardamarlarında tromboz olan hastaların yakalaşık %50’sinde akciğer embolisi gelişebilir. Altta yatan kolaylaştırıcı bir neden olmadığında (ciddi enfeksiyon, geçirilmiş tromboemboli, ciddi tromboflebit, ciddi varisler, cerrahi doğum, zor veya uzamış doğum, anemi, kanama, kalp hastalığı, aşırı şişmanlık, ağır sigara içiciliği, uzamış yatak istirahati..) yaygın değildir. Belirtileri bacakta şişlik, ağrı, hassasiyet, renk değişikliği, ateştir. Riskli hastalarda önlemeye yönelik tedavi başlanabilir.
Hamilelikte damar tıkanıklığı hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Lenfoma, lösemi, hodgkin hastalığı gebelikte nadir olarak görülürler. Genellikle üreme sonrası dönemde ortaya çıkarlar. Gebelikte ortaya çıkarlarsa kanama ve erken doğum yaygındır.

GEBELİKTE MİDE ÜLSERİ

HAMİLELİKTE (GEBELİKTE) MİDE ÜLSERİ VE GASTRİT
Mide Ülseri (Peptik Ülser):
Araştırmaların çoğu hamilelerde mide ülserine diğer insanlardan daha az rastlandığını ve gebeliğin ülseri önleyici etkisi olduğunu göstermiştir. Gebelikte artan progesteron hormonunun midedeki asit salgısını azaltarak bu koruyu etkiyi sağladığı düşünülmektedir. Aynı şekilde plasentadan salgılanan hitaminaz enziminin de mide asitini azaltma konusunda katkıda bulunduğu düşünülmektedir.
Gebelerde peptik ülser gebe olmayanlarla aynı şikayetlere neden olur: Mide ağrısı, yanma v.b.

Gastrit:
Gastrti mide iç yüzeyindeki mukoza tabakasının inflamasyonudur. Helicobacter pylori bakterisinin mide ülseri ve gastrit oluşmasında önemli rolü vardır. Şikayetler mide ülseri ile benzerdir.

Tedavi:
Tedavide mide asit salgısını azaltıcı ilaçlar, H2 reseptör blokörleri ve proton pompa inhibitörleri kullanılır. Mide ülseri ve gastrit tedavisinde kullanılan asit azaltıcı ilaçların hepsi olmasa da çoğu hamilelik sırasında da kullanılabilecek ilaçlardır. H. Pylori mevcut ise bunun için de gebeliğe zararı olmayan antibiyotik tedavileri tercih edilebilir veya H.Pylori tedavisi gebelikten sonraki döneme de bırakılabilir.

Gebelikte SULARIN ERKEN GELMESİ

ERKEN MEMBRAN RÜPTÜRÜ (EMR, PPROM) (SULARIN ERKEN GELMESİ)

SULARIN ERKEN GELMESİ (ZARLARIN ERKEN YIRTILMASI)

Halk arasında bebeğin suyu denilen amniyon sıvısı bebeğin dış travmalardan korunmasını, kolay hareket etmesini, solunum sisteminin gelişimini, sabit ısıda tutulmasını sağlar. Bu sıvının etrafındaki zarlar yani amniyotik membranlar vagina ve serviksten yukarıya geçebilecek mikroorganizmalardan bebeği korurlar.

Erken membran rüptürü (EMR); amniyon kesesinin doğum henüz başlamadan yırtılması ve suların gelmeye başlamasıdır. 37. gebelik haftasından önce amniyotik membran yırtılmış ise prematüre EMR (PPROM) denir. Tüm gebeliklerin yaklaşık %10’unda görülür.

Anne adayları aniden vaginadan boşalan bir sıvıdan bahsederler. Ancak bu sıvı boşalması her zaman çok belirgin olmayabilir ve aralıklı olarak az miktarda gelebilir.

Erken membran rüptürü erken doğumun en önde gelen nedenlerindendir.

Su gelmesinin üzerinden 18 saatten fazla süre geçmiş ve hala doğum gerçekleşmemişse bu duruma “uzamış erken membran rüptürü (uzamış EMR)” denir. Bu durumun önemi enfeksiyon riskinin artmış olmasıdır. Zarların yurtılmasının üzerinden geçen süre uzadıkça aşağından yukarıya doğru rahim içerisine bazı enfeksiyon ajanları geçebilir ve koryoamniyonit gelişimine neden olabilir. Bu durumu engellemek için antibiyotik proflaksisi verilir.

Nedenleri:
Çoğu vakada neden bilinmemektedir (idiopatik). Etyoloji net olarak aydınlatılmış olmamakla beraber bazı enfeksiyon etkenleri (idrar yolarında ya da vajinada) rol oynuyor olabilir. Annenin beslenme bozukluğu, düşük sosyoekonomik düzey, karına gelen direk travmalar, sigara, servikal yetmezlik, rahmin aşırı gerilmesi (çoğul gebelik ya da polihidramnios), plasental anormallikler, amniosentez yapılması, rahim ağzına dikiş atılması (serklaj), rahime ait anomaliler gibi faktörler de EMR’nin muhtemel sebepleri arasındadır. Daha önceki gebeliklerde erken su gelme öyküsü olanlarda da risk artmıştır.

Anne adayları genelde zarların yırtıldığını aniden sıvı boşalması şeklinde fark ederler, bazı durumlarda zar rahimin üst kısımlarından yırtıldığında az miktarda idrar kaçırır tarzda hafif akıntılar olabilir. Bu tür şikayetler ile gelen gebelerde yapılan vajinal muayenede rahim ağzından sıvı kaçağının görülmesi ile tanı konur.

emr, pprom, hamilelikte su gelmesi
Resmi büyütmek için üzerine tıklayın

PPROM – EMR risk faktörleri:
– Düşük sosyoekonomik düzey
– Uterusun aşırı gerilmesi (çoğul gebelik, polihidramnios)
– Annenin aşırı zayıf olması (Düşük BMI)
– Kötü beslenme
– Sigara
– Konizasyon, serklaj gibi rahim ağzıa uygulanan cerrahi işlemler
– Preterm eylem tehtidi
– Daha önceki gebeliklerde preterm eyle veya EMR öyküsü
– Bakteriel vajinozis

Getirdiği riskler:
En önemli risklerden birisi EMR’nin doğumu başlatıcı ekisi olmasıdır. Her zaman olmasa da çoğu hastada sular geldikten 24 saat sonra doğum sancıları başlar. Bu yüzden suların gelmesi erken doğuma sebep olabilr. Erken doğum da bebeğe ait solunum sıkıntısı gibi diğer sorunlara sebep olacaktır.
İkinci önemli riskse artık fetusun etrafında onu koruyan zarlar yırtıldığı için fetusun ve rahim içinin enfeksiyona karşı açık hale gelmesidir. Enfeksiyon çoğu zaman gelişmez, bunun için anne yakından izlenir ve önlemek için gerekli antibiyotikler verilir. EMR sonucu ortaya çıkan enfeksiyona koryoamnionit adı verilir. Bu enfeksiyon bir yandan uterusa ve buradan anne adayının kanına geçerek annede ciddi enfeksiyonlara, öte yandan direkt yayılmayla fetusa ve fetusun kanına geçerek fetusta ciddi enfeksiyonlara yolaçabilir. Herhangi bir enfeksiyon kesinleştiğinde gebelik sonlandırılır.
Çok ani ve bol su gelmesi durumunda kordon sarkması olabilir ve kordon sıkışabilir, bu durum çok acil bir durumdur ve bebeğim ölümüne bile sebep olabilir. Su gelmesi sonrası bebeğin eşinde (plasenta) erken ayrılma (dekolman plasenta) olabilir.
Su gelmesine bağlı bebeğin suyu azalacağı için buna bağlı riskler gelişebilir. Suyu az olan bebeğin yüzünde ve kol-bacaklarında bir takın anomaliler şekil bozuklukları gelişebilir, akciğer gelişmesi geri kalabilir.

Tanı:
EMR tanısını koymak için hastanın anlattığı su gelme öyküsü dışında vajinal muayenede rahim ağzından su gelmesinin görülmesi önemlidir. Bunun dışında rahim ağzında ya da vajinada görülen sıvıdan yapılan ferning testi ve nitrazin testi gibi bazı testler bu sıvının bebeğe ait olup olmadığını anlamamızı sağlar. Vajinal sıvıda AFP ya da fetal fibronektin bakılarak yapılan testler de bu ayrıma yardımcı olabilir. Ultrasonda bebeğin suyunun azalmış olarak izlenmesi de tanıyı destekler.

Tedavi:
34 haftadan küçük gebeliklerde bebeğin akciğer olgunlaşmasını hızlandıracak tedaviler uygulanır ve gebeliğin durumu müsaitse bebeğin olgunlaşması için bir süre beklenebilir fakat 34 haftanın üzerindeki gebeliklerde bebek akciğerleri olgunlaşmış olduğu için su gelmesinin getireceği riskler genellikle göze alınmaz ve doğum amaçlanır. 24 saat içinde sancılar başlamaz ise antibiyotik tedavisine başlanır ve doğumun başlatılması maksadı ile suni sancı verilir.
Tedavide en önemli unsur antibiyotik ile enfeksiyonun önlenmesidir.